Avcılık; icra biçimi, uygulama yöntemi ya da gerçekleştirilme amacı ne olursa olsun, insanlık tarihinin en köklü ve çok yönlü doğa etkileşim araçlarından biridir. İlkel ve modern yaşam şekilleri içinde çeşitli amaçlar doğrultusunda varlığını sürdüren avcılık; çoğu toplumda doğayla kurulan ilişkiyi anlamlandırma unsuru olarak karşımıza çıkmaktadır. Böylelikle avcılık; ilgili toplulukların çevreye dair gözlemlerini, tecrübelerini ve sembolik değerlerini aktarabildikleri kültürel bir alan işlevi de görmektedir.
Çalışmamız; Türk avcılık geleneğinin yüzyıllar boyunca süreklilik gösterdiğini, bu sürekliliğin hem yazılı kaynaklarda hem de sahadan elde edilen özgün verilerde açık biçimde izlenebildiğini göstermektedir. Çanakkale’de kara ve deniz avcılığı ile bu eksende gelişen gelenekler günümüzde de yaşamaya devam etmektedir. Uzun yıllara yayılan saha araştırmaları ve derinlemesine görüşmeler sonucunda hazırlanan bu eser, Türklerde avcılığın sıradan bir “avlanma” faaliyeti şeklinde görülmediğini; aksine belirli kurallara, etik ilkelere ve kültürel değerlere dayanan folklorik temelli köklü bir disiplin olduğunu ortaya koymaktadır.
Kitapta Çanakkale sahasında avcılık merkezli şekillenen doğa bilgisi ve halk kültürü ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır. Halk inanışları, halk hukuku, halk matematiği, halk mutfağı, halk hekimliği, halk baytarlığı, halk takvimi ve halk meteorolojisi gibi halk bilimi kadrolarının yanı sıra; atasözleri, deyimler, fıkralar, türküler, efsaneler, memoratlar vb. halk edebiyatı ürünleri ile avcılık etrafında oluşan ad folkloru (lakaplar, yer adları ve canlı adlandırmaları) temsilleri kapsamlı biçimde incelenmektedir. Eserin sonunda ise kara ve deniz avcılarının kendi aralarında kullandıkları ve genel sözlüklere henüz girmemiş, çoğunlukla yerel ifadelerden oluşan her iki avcılığa özgü geniş bir derleme sözlüğü de yer almaktadır.




Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.