“Toplum tarihinde ortaya çıkan bunalımları, sürekli çatışma modeli içinde algılamamız mümkün değildir. Çoğu kez, toplum, uyum ve birliğe dayalı yeni sentezler ortaya koyarak, geçmiş dönemlerdeki acı hatıraları ve bunalımları iyileştirmeye yönlendirebilir. Kriz felsefesi üzerinde yoğunlaşan düşünce sistemleri, kültür hayatımızın bir dönemine, özellikle 1980’lerden sonraki yayınlara bir göz atıldığında, Alevi-Bektaşi çizgisindeki yerli ve çeviri eserlerin göz doyurucu zenginliği ile karşılaşabilir. 1900’lerden beri rastlanılmayan bu gelişim, bir tesadüf sayılamaz. Tarihimiz sosyal dinamikle de yakından bağlantılıdır. Günümüzde, toplum yapımız sosyolojinin dinamikliğine uyarak, uzlaşma ve bütünleşme mekanizmalarını gündeme getirmek istemektedir. Milletimiz, çatışmayı, bir hayat nizamı olarak devreden çıkarmakta ve tarihin mezarlığına gömmek eğilimindedir…
Sayın Özdağ’ın, “Türk Aleviliği” olarak belirlediği bu incelemesinde, Sünni kültür kodu ile Alevi kültür kodunun harikulade bir açılımına tanık olmaktayız. Türk insanına, İslam’a ve İslami olan her şeye kalbi bağlılığı, hatta tutkusu olan Sayın Özdağ’ın bu araştırması, tarihi çatışma yoğunluk alanlarını yorumcu bir felsefeyle aydınlatarak bizleri güvenilir sonuçlara ulaştırmaktadır. Zaman zaman, sadece otokton inanç sistemlerinin temsilcilerini değil imparatorluğun da bakış açılarını eleştirmek suretiyle tarihimizi yargılamaktadır. Marc Bloch’tan kaynaklanan tarihselci görüşün, topluma yönelik metodolojik yaklaşımında düşünen her insanın tarihi yargılama hakkı vardır. Hak verilmez, alınır. Sayın Özdağ, bu hakkını toplum olaylarını sorgulamada kullanmaktadır.”
Prof. Dr. Orhan Türkdoğan









İslam Öncesi Türk Tarihi Ve Kültürü
Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.