Millî Devlet anlayışının yükselişi, 1648 Vestfalya Antlaşması’ndan bu yana monarşi merkezli imparatorluklar döneminin sonunu getirmiş ve milletlerin kendi kaderini tayin etme sürecini tetiklemiştir. Bu küresel dönüşümün en kritik ve karmaşık sahnelerinden biri, jeopolitik bir kilit noktası olan Transkafkasya’da yaşanmıştır. Birinci Dünya Savaşı’nın sonuna gelinirken, 1917 Ekim Devrimi ile Rus İmparatorluğu rejim olarak çöküşü, bölgede devasa bir otorite boşluğu yaratmış ve Transkafkasya milletlerinin bağımsızlığına kapı aralamıştır. Bu eser, Rus İmparatorluğuna bağlı Özel Transkafkasya Komitesi’nden yarı bağımsız Transkafkasya Komiserliği’ne, oradan Seym’e, ardından Trabzon Konferansı sonrasında tam bağımsızlığını ilân eden, kısa ömürlü üçlü federal idarî yapı olan Transkafkasya Demokratik Federatif Cumhuriyeti’ne ve nihayetinde bölgenin ilk Millî Cumhuriyetler Dönemi’ne evrilen 1918-1921 yıllarındaki bu sancılı süreci merkezine almaktadır.
Bu yoğun dönem, Türklük-Gürcülük-Ermenilik çekişmeleri ve sınır sorunlarıyla birlikte Osmanlı Devleti, Bolşevik Rusya, Birleşik Krallık ve Almanya’nın stratejik rekabetinin de odak noktası olmuştur. Eseri farklı kılan, Transkafkasya’yı bir bütün olarak ele alması ve iddiasını yedi uluslararası arşivden derlenen zengin, orijinal belgelere dayandırmasıdır. Bu birincil kaynaklar aracılığıyla genç millî cumhuriyetlerin iç siyasî yapılanmaları, çelişkili ilişkileri ve Trabzon, Batum, Paris, Londra, San Remo gibi konferanslardaki uluslararası tanınma mücadelesi detaylıca incelenmektedir. Eser, Osmanlı Devleti, Bolşevik Rusya ve Batılı devletlerin diplomatik stratejilerini de inceleyerek Transkafkasya’nın tarihî jeopolitik önemini ve küresel aktörlerin değişmeyen tutumlarını ortaya koymaktadır.








Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.